Navigation Menu
Sivrice Okan Motel

Sivrice Okan Motel

2005 yılında faaliyete geçen motelimizde kendi yetiştirdiğimiz sebze ve meyvalarımızla, kendi tutmuş olduğumuz balıklarla hazırladığımız sofralarda siz değerli misafirlerimizi ağırlamaktan mutluluk duyarız. Ayrıca balık tutma zevkini yaşamak isteyen misafirlerimiz için 4 teknemiz her daim hazırdır.

Büyük şehrin karmaşasından bunaldıysanız sıcak su ve klimalı odalarımızın balkonunda Midilli adası manzarası eşliğinde, her türlü dalış imkanına ve zıpkın avcılığına uygun denizimizde balıklarla yüzerek huzurlu ve keyifli bir tatil geçirmek için 12 odalı evimize davetlisiniz…

Otelimizin yer aldığı bölgede hemen acığımızda bulunan bazı batıklar ve açık sığlıklar burada trofe balık yakalamanıza imkan sunmaktadır.
Eski batıklar ve genis kayalık bölgeler olduğundan dolayı citti büyüklükteki sinağrit, fangri mercan ve orfozlara ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca sürekli olan ve bolca rağbet gören uskumru oltalarınızı şenlendirmektedır.

Dilediğinizde hemen odanızın önünden olta atarak burada her mevsim bulunan sargoz, karagöz, cupra, mırmır, levrek yakalaya birisiniz. İskelemizden mevsiminde lüfer ve kalamar yakalama şansınız oldukça yüksektir.

Buradaki derin sularda ise sıkça raslanan ve bizzat kendimizin tuttugu kılıç, orkinos ve tülüna sizleri heyecanlandıracaktır.

Ayrıca bölgemiz zıpkın avcılığı için de oldukça elverişlidir.

Dört mevsim saklı cennetimize sizleri beklemekteyiz..

Geçmişe Yolculuk Assos (13 km)

Assos doğayla tarihin iç içe geçtiği, insanı büyüleyen tarihi bir yerdir. Milattan önce 1. binden itibaren özellikle Ege’deki adalardan buraya göç olduğu düşünülmektedir.

Gelmiş geçmiş en büyük filozoflardan biri, Aristo hayatının bir dönemini burda geçirmiştir. Milattan önce 347 ve 344 yılları arasında bir felsefe okulu kurmuş ve işletmiştir. Amacı Eflatun’un ( Platon ) ünlü eseri Devlet’te ( Republic ) sözünü ettiği ideal devlet şeklini hayata geçirmekti. Bu amaçla Atina’dan kalkıp buraya gelmiştir.

Aristo o dönemin yöneticisinin kuzeni ile evlenmiş ve ondan bir kız çocuğu olmuş.

Önce Midilliler yerleşiyor buraya, daha sonra Persler ele geçiriyor Assos’u ve Kent’i yağmalıyorlar ardından İskender Perslerle savaşıp şehri ele geçiriyor ve sırasıyla Romalılar, Bizans hüküm sürüyor bu şehirde ve en son 1330’da Osmanlı egemenliği altına giriyor bu tarihi yer.

Athena Tapınağı
Athena Tapınağı M.Ö. 6 ıncı yüzyıla tarihlenir. Biga yarımadası ve Edremit Körfezi’ni koruyucu özelliğine bakan bu Dorik tapınak eski ihtişamı ile restore edilmiştir.
Assos Atina tapınağı Anadoludaki en eski Dorik tarzdaki tapınakların başında gelir.

Tapınağın kalıntılarına vuran ay ışığını seyretmek muhteşemdir. Aynı şekilde güneş yavaş yavaş yükselirken şehrin üstünde Edremit Körfezi’nin şahane görüntüsü ile birlikte çok hoş bir uyum yaratır. Tepeden denize doğru Agoralar, bir tiyatro ve bir de Gymnasium görülebilir.

Akropol’un kuzey köşesinde, ören yerinin çıkışında 14 üncü yüzyıl, Osmanlı Sultanı I. Murat zamanında yapılmış olan bir cami vardır. Gözlem alanınızın içerisinde bir köprü ve bir de kale bulunur. Harabelerin alt kısmında ufak ve sevimli bir liman bulunmaktadır.

Behramkale ve Assos

Burası Türk sanatçılarının canlı, samimi ve bohem havaları nedeniyle onların ortak yeri olmasıyla da üne kavuşmuştur. Behramkale’nin 25 km batısında, Gülpınar köyünde M.Ö. 2 inci yüzyılda Apollon Smintheus Tapınağı’nın yapıldığı tarihi şehir Chryse yer almaktadır. Gülpınar’ın 15 km batısında, işaretleri bulunmayan sivri kayalıklı bir sahil boyunca uzanan yolda, denize inen dik yamaçtaki hoş köy evleriyle, Babakale bulunmaktadır.

Apollon Smintheus Tapınağı (22 km)

Apollon Smintheus tapınağı Biga Yarımadası’nın güneybatı ucunda, Çanakkale ili sınırları içinde eski adıyla külahlı olarak bilinen Gülpınar beldesinde yer almaktadır. Jeolojik açıdan bölge bir “Volkanik Plato” olarak belirlenebilir. Apollon Smintheus Tapınağı beldenin kuzeybatısı ile Kuzeydoğusu arasında kalan vadinin başlangıç eteklerinde “Bahçeleriçi” olarak adlandırılan mevkide yer alır. Su yönünden zengin olan bu yöre yer altı kaynak suları ile beslenmekte, büyük olasılıkla antik çağlarda oluşturulan yer altı kanalları ile ana merkeze aktarılmaktadır.

Tapınağın yapıldığı Helenistik Çağı’nda da yörede suyun bol olması Apollon kültürünün bir simgesidir, çünkü Tanrı Apollon kehanette bulunmak için her zaman suya gereksinim duymuştur. Tapınağın bu alanda kurulmuş olması da bu nedenle olmalıdır. Jean Baptista le Chevalier 1785 yılında Lektum-Babakale’den Alexandria Troas’a giderken tapınağın toprak üstünde kalan kalıntılarını görmüş ve arkeoloji dünyasına ilk kez Apollon Smintheus tapınağını duyurmuştur. 1853 yılında yöreye harita çalışması için gelen İngiliz Amiral R.N. Spratt, Tuzla’dan Gülpınar’a gelirken Öküzbaşı mevkiinde rastladığı tapınağın kalıntılarına ulaşır. Spratt, bulduğu yapının Apollon’a ait, İon düzeninde yapılmış önemli bir kutsal alan olduğunu görür.

Tapınak alanında gördüğü bir yazıt aracılığı ile tapınağın Fare-Smintheus kültürüne ait olduğunu bilim dünyasına duyurur. Spratt’dan sonra R.P.Pullan yöreye 1861 yılında gelir ve kazı kararı alır. 1866 yılında kazılara başlar ve Ekim-Kasım ayları boyunca tapınakta çalışır. Pullan bu çalışmalarını “Societmy of Diletantti” cemiyeti adına yürütür. Spratt’dan sonra Apollon Smintheus tapınağı’nı bilimsel olarak arkeoloji dünyasına sunar. Pullan’dan sonra yöreye gelenler hakkında bilgilerimiz azdır. H. Schliemann, Külahlı-Gülpınar köyünden söz ederken Post Homeric Chrysa olarak adlandırılır.

Daha sonra 1900’lü yılların başında Troas-Çanakkale bölgesinde Leaf-Hasluck’un ziyaretleri, Troas için bizlere tarihi ve coğrafi açıdan sağlıklı bilgiler sağlar. 1866 yılında yapılmış ilk kazılardan sonra tapınak, yüzyıl boyunca unutulur. 1966 yılındaki H.Weber’in araştırması ile tapınak tekrar hatırlanır. 1971-73 yılları arasında Çanakkale Arkeoloji Müzesi yörede sondaj çalışmalarında bulunur. 1980 yılından bu yana ise Gülpınar-Apollon Simntheus tapınağı ve çevresinde kazı, sondaj ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir.